Bu serginin sürekli bir sergi olduğunu, barış yanlısı sevgili arkadaşlarımıza bir kez daha anımsatmak ve yeni bir tepki sergisinin oluşturulması için sizlerden yardım alabilmek dileğiyle yazıyorum bu satırları.

Esenlikler,

Tacikistan, 1993-1997 yılları arasında korkunç bir iç savaş yasamış ve bu iç savaşta 50.000'e yakın insan öldürülmüş. İnanılmaz şeylerden bahsediyor burada yaşayanlar. Derileri yüzülen insanlardan, insan parçalarından, nehirde yüzen çocuk cesetlerinden.

Savaşın korkunç ve karanlık yüzünü yeniden görmek zorunda kalmış, buradaki çok ama çok az gelişmis ülkenin insanları. 70-80 metre genişliğindeki Panj nehrinin diğer kenarındaki dev gibi dağların yamaçlarında ise, kendi devletinin hiç bir yardımını almadan, aşiretler şeklinde yaşayan Afganistanlılar var. Tek bir otoyolu yok karşımızdaki bölgenin. Afganistanlılar, alışveriş için eşeklerle hem de bir kaç hafta yürümek zorundalar. Devletten kopuk yaşayan bu insanların hemen hepsinde kalaşnikof tüfekler var. Bir şeye kızdıkları zaman üzerimize çok rahatlıkla ateş edebiliyorlar ya da silahlarını gösterip; “Bakın haa.!” diyebiliyorlar. Sınırdaki Afganistanlılar ve Tacikler aynı dili konuşuyorlar; Farsça. İnsanın tüylerini ürperten bu iç savaş; Afganistanlıların, İranlıların, Rusların ve Taciklerin savaşı olmuş. Şu anda Tacikistan'da bazı bölgeleri Rus askerleri kontrol ediyor ve son derece de etkinler.

Hep beraber “www.no-wars.org” 'ta savaşa karşı bir fotoğraf sergisi oluşturmuştuk. Bir çok sanata yakın sevgili arkadaşımız ve dostumuz bu sergide bize destek oldular. Bildiğiniz gibi “www.no-wars.org”daki savaş karşıtı sergide kanlı fotoğraf yayımlamak istemedik ama bu sergideki fotoğrafların daha çok; kuru, ölü, parçalanmış ağaç doğasına yakın olmasını istedik. Fotoğraflara bakanlar, ağaçsız bir dünyanın, savaştan çok daha korkunç olduğunu görsünler istedik.

Öyle alışkanlıklarımız var ki bir daldan meyve koparmak için. Tembelliğinden dalı kırıp alanlar gördüm bir çok kez. Oysa o kırılan dalın bir canlıya ait olduğunu duyumsayamayan insanın, böyle bir kanuna tepki vermesini nasıl bekleyebiliriz? Hem de böylesine kolay toprak sahibi olmak varken. Son zamanlarda çıkarılan orman yangınlarındaki artışın nedenini aptallar ve geri zekalılar bile biliyor. İnsanı diri diri yakmakla orman yakmanın hiç bir farkı yok oysa. Savaşın çirkin ve vahşi yüzünden çok daha korkunç olan bu yaklaşımları destekleyen yeni orman kanununu kabul etmiyorum, onaylamıyorum ve bu kanunun yaşayan ağaçlara karşı attığı nefret tohumlarının yüzyıllarca süreceğine inanıyorum.

İnsanlar, ağaçlar parçalandıklarında, parçalanmış insandan pek de farkları olmadığını duyumsamalılar, ya da gelecekteki ağacsız dünyanın ne denli korkunç olacağının farkına varabilmeliler.

“Topkapı Sarayı'ndaki değerleri elden çıkartıp borçlarımızıöderiz, sonrada onun arsasına dev gibi gökdelenler diker ve büyük rant elde edip zenginleşiriz...” mantığından hiç bir farkı yok ki, ağacın dalını kırarak meyve almanın ya da ağaçları satarak kurtulus yolu aramanın .

Bu tür sergilerin hem fotoğrafa olan yaklaşımı daha sıcak düzeylere taşıdığını, hem de sürü bilincinden kurtulma yolunda yapılan sağlıklıçalışmalara destek olduğunu düşünüyorum.

Canlının gerçek anlamda ne olduğunu algılama süreci, popüler baskıcı kültürle elinden alınmış insanlara yeniden düşünebilme şansı verebilmeyi ya da soru sordurabilmeyi başaran her çalışmaya destek vermek, sivil toplum bilincinin oluşturulması yolunda en doğru yaklaşımlardan biridir düşüncesindeyim.

İşte onlardan biri, Orman Kanununa Tepki Sanal Fotoğraf Sergisi. Bu sergi sürekli olacak ve sanal dünyada yaşayabildiği süre boyunca Orman kanunu benzeri tüm yaklaşımların karşısında olmaya çalışanların fotoğraflarına kucak açacak.

Ağaçları da canlı olarak duyumsuyorsanız, sizlerde bu sergi için fotoğraflarınızı gulcinte@aytemizler.com.tr adresine gönderin lütfen.

Sağlıklı günler, dost sevgiler,

www.ugurokcu.com