 |
3) Bakım Önlemleri
3.1)
Saksı Değiştirme
Saksı
değiştirme işlemi, iç mekan süs bitkileri yetiştiriciliğinde
önemli bir yer kaplar. Bitkiler, yetiştiricinin gereksiz
yere bitkinin saksısının değiştirmesi veya saksı değiştirmeyi
tam bilmemesi nedeniyle zararlanmaktadır.
|
|
|
İçerisinde
belirli miktarda toprak bulunan kaplarda (sözgelişi saksı,
kasa, çanak vb. gibi) yetiştirilen süs bitkilerinin bir
süre sonra varolan bitki besin maddeleri beslenme sonucu
azalır. Saksı değiştirmeyi gerektiren başka bir önemli neden
de, bitkinin toprak üstü kısmı ile birlikte köklerinin de
gelişmesi ve saksının zamanla yetersiz duruma gelmesidir.
Saksı değiştirme
sırasında genel bir kural, yeni saksının eskisine
oranla bir boy daha büyük tutulmasıdır. Saha büyük saksı
kullanılması hem gereksiz hem de sakıncalıdır. Çünkü, büyük
saksılar fazla yer kaplarlar; ayrıca, bitki köklerinin saksı
toprağını tümüyle kaplayacak biçimde gelişmesi uzun zaman
alır. Bu konu uygulama sanıldığından çok daha önemli sonuşlar
vermektedir. Bu nedenle, iç mekan süs bitkileri yetiştiriciliğinde,
özellikle son yıllarda olabildiğince küçük saksılar kullanılarak,
saksı harçlarının sıvı gübrelerle desteklenmesi ilkesi yerleşmiş
bulunmaktadır.
Saksı değiştirme sırasında köklere ve bu arada tüm bitkiye
toplu bir görünüş kazandırmak, bitkinin alt kısımlarında
oluşabilecek çıplaklaşmaları önlemek amacı ile sürgün ve
ana dallarda budama yapılabilir. Ancak bazı bitkilerin budamaya
karşı duyarlı oldukları unutulmamalıdır. Kök budaması ise
kök uçlarının canlılığını yitirdiği veya kök sisteminin
aşırı geliştiği durumlarda sözkonusudur. Böyle durumlarda
kökler keskin bir bıçakla hafifçe budanır.
Plastik saksılarla toprak saksılar arasındaki en önemli
farklılık gözenekliliktir. Plastik saksılar gözeneksizdir.
Toprak saksılar ise, yapım tekniklerine bağlı olarak değişik
oranlarda gözenek içerirler. Bu da, arada bazı farklılıklar
olmasına yol açar.
|
Saksı
değiştirme sırasında yapılacak işlemler şöyle sıralanabilir:
Saksısı değiştirilecek olan bitkinin toprağı hafifçe nemlendirilir.
Bitkinin kök boğazı sol elin yüzük parmağı ile orta parmağı
arasına alınır. Bu arada sol elin avuç içi saksı toprağını
tutar ve saksı ters çevrilerek kenarı sert bir yere hafifçe
vurulur. Böylece bitkinin kök yumağının saksı kenarından
kolayca ayrılması sağlanmış olur. Sağ elle saksı çıkarılır
ve bu sırada toprağın dağılmamasına özen gösterilir. Daha
önce belirtildiği şekilde kök ve gövde budaması yapılır.
Bundan sonraki işlem yeni saksının dikim için hazırlanmasıdır.
Saksının dip kısmındaki akıtma deliği üzerine küçük bir
kaskı kırığı konur. Böylelikle sulama sırasında toprağa
verilen suyun fazlası bu delikten dışarı akar. Saksı dibinde
akıtma deliğinin bulunmaması veya bu deliğin kapanması durumunda
kökler fazla sulama ile kısa zamanda çürürler.
İyi drenaja gereksinimi olan bitkilerde ise, saksı dibinde
önce saksı kırıkları veya küçük çakıllardan bir drenaj tabakası
oluşturulur.
Yeni saksıya dikim sırasında bitki sol el ile saksı ortasına
gelecek biçimde ve istenilen yükseklikte tutulur. Bitkinin
eskisine oranla daha derin veya yüzeysel dikilmemesine dikkat
edilmelidir. Ancak, bu kuralın tersine bazı bitkiler sürekli
biraz daha derine dikilir. Sağ elle kök yumağı ile saksı
arasında kalan boşluğa yeni hazırlanan harç doldurulur ve
boşluk kalmaması için harç çepeçevre parmakla bastırılır.
Daha sonra saksı tabanı üzerinde birkaç kez masaya vurularak
harcın iyice oturması sağlanır. Saksı tümüyle toprakla doldurulmamalı
sulama payı olarak saksı kenarı üst düzeyi ile toprak yüzeyi
arasında 1.5 cm dolayında bir boşluk bırakılmalıdır.
İşlem bittikten sonra, bitkilere önce toprak tümüyle nemli
duruma gelinceye değin su verilir. Daha sonraları az su
verilmeli, ama sık sık su püskürtülmelidir. Saksısı yeni
değiştirilmiş bitkiler, ışık seven nitelikte olsalar bile,
başlangıçta doğrudan güneş ışığı altında bırakılmamalı,
yarı veya hafif gölge yerlerde bulundurulmamalıdır.
3.2)
Gübreleme
Tüm
kültür bitkileri gibi iç mekan süs bitkileri üreticiliğinde
de amaç nicelik ve nitelik yönünden yüksek ürün elde etmektir.
Bu amaca ulaşmak için alınan kültürel önlemlerin başında
gübreleme gelmektedir. Bitkiler yaşamlarını sürdürebilmek
için bazı besin maddelerini kesinlikle almak zorundadır.
Bazı elementler vardır ki, bunlardan birisinin yokluğunda
bile bitkiler olağan gelişmelerini gösteremez ve bunlardan
herhangi birisinin yerini bir başka element dolduramaz.
Bitkilerin yapısında fazlaca bulunan ve bitkiler tarafından
çok miktarda gereksinme duyulan elementlere "Makro
elementler" adı verilir. C, H, N, O, P, K Ca, Mg, S
bu gruba girer.
Çok az miktarı bile bitkilerin gereksinmelerini karşılamaya
yeten ve bitki bünyesinde çok az bulunan elementlere ise
"Mikro elementler" denir. Fe, Mn, Zn, Cu, B, Mo,
Cl ve Na bu grubu oluşturur.
Karbon
ve oksijen büyük kısmı doğrudan doğruya havadan sağlandığı,
hidrojen de sudan sağlandığı için bunların noksanlıkları
söz konusu değildir. Makro elementlerden "Temel bitki
besin maddeleri" olarak bilinen N, P, ve K bitkisel
organizmada fazla kullanıldığından, toprakta noksanlığına
en çok ratslanan bitki besin maddeleri olmaktadırlar.
Günümüzde dünyada ve ülkemizde üretilen ticaret gübreleri
genel olarak bu üç bitki besin maddesini içermektedir. Ticaret
gübreleri;
1. Azotlu
2. Fosforlu
3. Potasyumlu
ve bu üç besin maddesinden ikisini veya üçünü belirli oranlarda
kapsayan
4. Kompoze (Karışık) gübreler olarak gruplandırılmaktadır.
|
3.3)
Sulama ve Püskürtme
3.3.1)
Sulama
Bitki
yetiştirirken en önemli konulardan biri sulamadır. Bitkilerin
ne kadar sık sulanması gerektiği de en çok sorulan sorulardan
biridir. Bu konuda etkili olan etmenlerini özetlersek:
- Bitki çeşidi en önemli etkendir. Mesela, kurak ortamda
yaşayan ve dokuları içinde bol su depo eden kaktüsler ve
sukkulent (etli) bitkiler; palmiyeler, eğreltiler ve siklamenlere
göre suya daha az gereksinme gösterirler.
- Bitkiler etkin gelişme dönemlerinde, dinlenme dönemlerine
göre suya daha çok gereksinme duyarlar.
- Eğer kökler toprak içerisinde fazlaca yayılıp tüm saksıyı
doldurmuş ise, su bitki tarafından kolayca alınır ve topraktaki
nem kısa sürede kaybolur. Bu durumda bitkileri sık sulamak
gerekir.
- Bazı topraklar fazla oranda su tutar ve
daha uzun sürede kururlar. Bu nedenle su tutma kapasitesi
düşük olan kumlu topraklarda yetiştirilen bitkileri, humusca
zengin tınlı topraklardakine oranla daha sık sulamak gerekir.
- Bitkinin güneş ışınları altında, gölgede veya yapay ışık
altında olması da topraktaki nem durumunu ve bitkinin su
kaybını etkiler. Güneş altında veya yapay ışık altında,
bitki daha fazla terleme yapacağı için, gölge bir yerdeki
bitkiye oranla daha çok suya gereksinme gösterir.
Su bitki için önemlidir, ama aşırı sulama da hiç su vermemek
kadar tehlikelidir. Önemli olan nokta bitkileri her gün
gözlemek ve her akla geldiği zaman değil, suya gereksinim
gösterince sulamaktır. Gerçekten, süs bitkilerinden çoğunun
genellikle saksı toprağının kuru tutulmasından çok, sürekli
bir şekilde nemli tutulma sonucu zarar gördükleri yetiştiriciler
tarafından bilinen bir olgudur. Bu ise yeterli bilgi ve
deneyime sahip olmayan kimselerin bitkiye ne denli bol su
verilirse o denli iyi gelişir şeklinde yanlış bir önyargıya
sahip olmalarının bir sonucudur.
3.3.1)
Su Püskürtme
Bu konuyla ilgili bitkilerin çoğu tropik ve subtropik kökenli
olduğundan yalnızca topraktaki nem gelişmeleri için yeterli
olmamakta, havadaki nemin de yeterli miktarda olması gerekmektedir.
Seralarda orantılı hava neminin istenilen düzeyde tutulabilmesine
karşılık, yazın orantılı nemi çok düşük olan veya kışın
kaloriferle ısıtma yapılan
yerlerde süs bitkilerinin çoğuna sık sık su püskürtülmesi
gereklidir
Kışın orantılı nemi düşük olan, sözgelimi kaloriferle ısıtma
yapılan yerlerde bulundurulan bitkilere püskürtülen suyun
yaklaşık olarak oda sıcaklığında olması uygundur. Sulamada
olduğu gibi, püskürtmede de kullanılabilecek en uygun su
yağmur suyudur.
Püskürtme yapılamadığı durumlarda, bitkilerin yapraklarını
ıslak bir sünger veya bez ile silerek nemlendirme gerekir.
3.4)
Havalandırma
Bitkiler için insanlarda temiz hava mutlaka
gerekli değildir. Eğer bitkiler kapalı alanlarda yalnız
başlarına yetiştiriliyor iseler, hava değişimi olmaksızın
uzun süre normal bir gelişim gösterebilirler. Ancak bulunduruldukları
ortamın havası yapay yollarla kirletilirse bitkiler bundan
zararlanabilir ve dolayısıyla zaman zaman havanın değiştirilmesine
ve temizlenmesine (yani havalandırılmaya) gereksinim duyarlar.
Havalandırma sırasında bazı konuların gözden uzak bulundurulmaması
gerekir. Özellikle havanın soğuk dalgalar halinde doğrudan
bitkilerin üzerine gelmemesi gerekir. Bunun için üstteki
pencereleri (vasistas) açmak veya pencerenin bir kanadını
bitkilere soğuk esinti gelmesin diye koruyucu olarak kullanacak
şekilde camı açmak ya da iletim sağlanabiliyor ise içerdeki
başka bir odanın penceresini açmak iyi olur.
|
| |
|
|