Sizden
Gelenler
Yayla
Bir an gelir ve zaman, öyle can alıcı bir hal alır ki
ağırlığı altında ezilirsin. Yazık edersin umuduna da yine
el uzatmazsın aydınlığa. Yine de güzeşe çıkmazsın. Hayatın
dışarıda sürüp gittiğini düşünerek mahpus kılarsın ömrünü,
kendi cehenemine. Sevilen,sayılan bir aydından alınan örneklerdir
dilindeki. Her bir kelime artık sen, her bir sayfa artık
ömründür. Elinde okul yıllarından kalan bir kalem. Karalamaya
başlarsın.İlk satırdan itibaren kendini. Kendi düşlerini.
Alınabilecek feyizler vardır esen rüzgarda. Eğer ciğerlerine
ulaşabilirse. Ve yaylada yediğin taze kaymak kokusu gibi
nefistir kurt ulumalarına boğulan geceler. Uykun derin ve
tatlıdır. Esen rüzgarın uğultusu kulaklarına çalınır. Bir
masal yartalılır senin için oracıkta. Neyin var neyin yoksa,
alıp, yollara düşersin. Dağların eteklerinde ne var diye
merak edersin; bulutlara erişebiliyorken boyun. Sarı dağ
çiçeklerini koklayabiliyorken kopartmadan toprağından. Sağılan
sıcak sütün kokusunu duyabiliyorken... Uzaklığı özlersin.Öylesine
bir heves uğruna.Soğuk duvarların öldürdüğü erdemleri bulmak
uğruna, kalabalıklarda. Yüreğini söküp atarsın, göğüs kafesinden,
öylesine bir gidiş uğruna. Gözlerini açtığında, yine evindesindir,
yine kokusunu alıyorsundur taze kaymağın. Karalayıp bir
köşeye bıraktığın sayfalar, türküsünü mırıldanıyorlardır
özlemin. Fesleğen kokularını taşır rüzgar içeriye. Bir şarkı,
ruhunun söylediği.Ne sözü yazılmış ne de notaları çalınmış...
Arzu Altun
Denemeler
|