|
Morgue Sokağı Cinayeti
Edgar Allan Poe
Adam Yayınevi
Edgar Allan Poe'yu ilk olarak aşkını anlattığı ünlü
şiiri "Annabel Lee" ile tanımıştım, sonradan okuduğum
hikayelerinde ise bu yumuşak anlatımın tam tersine
acımasız bir dil dikkatimi çekti. "Morgue Sokağı Cinayeti"
adlı kitabındaki sürükleyici hikayelerinde oldukça
ilginç bir anlatım kullanmış Poe, bizi bambaşka diyarlara
götürüyor, bizleri tasarladığı akılalmaz cinayetlerle
ve oyunlarla şaşırtmaktan bıkmak usanmak bilmiyor.
Hayat sürprizlerle dolu, bizim ondan sabit beklentilerimiz
olsa ve birçoğumuz belirsizliklerden hiç hoşlanmasak
da. Bazen kurnazlıkla ya da iyi niyetimizle güç durumların
içinden sıyrılıyoruz, bazense bize yardımcı olan sadece
şansımız oluyor, kimi zaman da kendi kendimizi ele
veriyoruz bilmeden ve böylece işlemiş olduğumuz suçları
gözler önüne seriveriyoruz hiç istemeden… Tüm bunları
önceden bilsek de (Hayat bize neler öğretmiyor ki!)
Poe'nun kurnaz anlatımı ve etkileyici hayalgücü sayesinde
bu bildik gerçeklerin hikayelerini okurken kafamız
yine de karışıyor. Aslında buna hayalgücü yerine "uygulamaya
geçirilemeyen tasarılar" da diyebiliriz; okudukça
Poe'nun bu hikayeleri gerçekten yaşarcasına yazdığını
düşünüyor, onun içindeki "saplantıları" böyle harekete
geçirdiğine ve bir anlamda bastırdığına, avuttuğuna
inanıyorsunuz! Buna ister hayalgücü diyelim, ister
garip ve saplantılı bir karakter; yine de Poe'ya ve
yazdıklarına tepkisiz kalamıyoruz, öğrenmekle ve bilmekle
olsaydı hayata da tepkisiz kalmamız gerekmez miydi
zaten?
Yazan: Nur Bilginoğlu
|