KARTALIN GÖZLERİ
Rüzgarın sesiyle uyanabilmek için pencerenin kenarına
oturmuştum..saatler süren tren yolculuğuna ancak bu kadar
güçlü bir sesle dayanılabilir....akşamın karanlığında yol
alan kocaman gövdeli trenin gölgesi kendisinden daha süratli
akıp gidiyordu...oysa gölge ışık oyunları için bütün büyüteçlerden
geçirilmiştim artık büyütülecek yerim kalmamıştı......
Büyümeye başlarken bile ilk alışkanlığım olan ayakkabılarımı
her rahatladığım yerde çıkartma huyumu bırakmalıydım oysa
başıma kötü işler açacak olan bu kötü kokulu alışkanlığın
yanında hemen uykuya dalıp da gitmem de var... ama derinlerde
bir yerde kaçıp anne karnına dönmek isteyişimin sebebiymiş
bu...
Psikiyatristim uykumun her yerde hem de en olmayacak zamanlarda
gelivermesini buna bağlar...
Ben yedi nokta dörtte bile daha sonra yatıp uyumuş bir
insanım. oysa ki ne kadar söyledim o gece "hadi be sabahım
gel artık"diye ...uyumuşum... Korkunç bir gürültü ile uyandım
aklıma bir tren kazası geliverdi ki yok, sorun arka vagonlardaymış
iyide bunun için uykum niye bölünsün ?birden gözüme karşımda
oturan baş örtülü kadının kucağındaki çocuk ilişiverdi zayıf
gülümseyen ama yorgun bir yüzle annesinin onu sallayarak
uyutma çabalarına direnerek çipil çipil bakıyordu.Çocukluğumuzda
en berbat zamanlar zorla uyutulmaya çalışıldığımız zamanlardır
bir de anamın beni banyoya soktuğu pazar akşamları brrr.Ateş
gibi suyla keselene keselene kızarmış tavuğa döndüğüm akşamlar
.Nefret pazar akşamı... Bir de kazara gittiğin kasaba kuaförü
"ayyy bu kızda bit mi var?" deyip kafadaki kepeği bit sanacak
kadar salaksa yandın ! anam saçlarımı kestirdi. Ayrıca kürkü
ile gittiği taşra kuaföründe karizmayı harcadık diye bir
hafta ''kiver ''denilen bit şampuanına mahkum olduk...
Şimdi bu zayıf cılız çocuk da malum pazar akşamlarının
sevimsizliği ile karşı karşıya .Bu işin kıyamete kadar sonu
gelmeyecek .Ya sanırım bu Macbeth' den araklanan bir cümle
!Neyse yerine oturdu... bu arada yavaş yavaş trenin camlarındaki
buğuları temizleyip ,kör karanlıkda neler olduğuna bakmaya
çalışıyoruz pek bişi yok gibi ......DDY 'ye güveniyoruz.Ayranımı
çıkartıp içmeye koyuldum. yanımda otura genç kız yavaş yavaş
ojeli parmaklarıyla bir kitabın sayfalarını çevirmeye başladı.O
kadar içten dalmıştı ki o kitabı oukuduğuna inanmadım .Bir
insan bu kadar dikkatli olamaz .Gözleri arada bir kırpılır
, kayar,uykusu gelir .
Bozkırın kalbindeyim....
Hem de tam orta yerindeyim, kimim kimsem olmadan bir boşluğun
ortasında siyah bir kutunun içersinden bakıyorum .Benim
soğuk rüzgarlarla aramda sadece şu camlar var .Onlar olmazsa
,ortadan kalkarlarsa ,bu soğuk boşlukta bütün yüzüm kesilir
.Birden bire bir yokoluş duygusu ile baktım karanlığa .Dağların
geride kaldığı dümdüz ovanın içine hapsettiği ufak bir toprak
yüzeyde kayıp giden bir araca binmek kimin aklına hizmettir?
Bu kadar sonsuz ve gerilimli bir karanlıkda sadece aklıma
gelen yüzlerin sıcaklığıyla avunmaya çalışıyorum. Sırayla
geçiyorlar da bir türlü oturup dinlenmiyorlar. Hayaletler
uzun süre kalamazlar.
Hele bozkır da hiç görünmezler... burada her şey gerçeküstü
gerçek... Ben ve şu kızcağız ya da şu baş örtülü kadının
kocası böyle bir anda ne düşünebiliriz ki ? Kirli camlar
da hayal mi kurarız, memleketi mi düşünürüz?maaşımızı mı
hesaplarız? ama hiç birimiz hayaletlere inanmıyoruz onlar
olsa yalnızlıkdan kurtulacağız ama gerçekte yoklar gelmiyorlar
gerçek onları istemiyor... Bugün pazardı karakanatlı ruhum,
şişen ayaklarımızla, sisli bir akşamda içimizi delen soğukda
ulaşacağımız her menzil bize ne kadar uzaksa o kadar yaklaşıyor
.Tuhaf ....Bir yerden uzaklaşırken bir başka yere yaklaşmanın
hesabını yapmıyor muyum? İstanbul'dan uzaklaşalı sekiz saat
oldu .Akşehir 'e beş saat yaklaşmışım demek ki.
İyi de bu yaşlı kadının da tuvaletden çıkmasını beklemek
ölüm yahu ! karnım daki şişlikle felsefe yapıyorum ama benim
boyutumda bir insan ancak beş saat tutabilir!ee beş saat
doldu ..Yok dışarıda çıkamam ..En sonunda annesinin kucağında
yatırılmaya zorlanan çocuk öyle bir çığlık atarak ağlamaya
başladı ki anında kaldırıp nefesini düzeltmek zorunda kaldılar.
En radikal çözümü bizim küçük bulmuştu bile, zorla ne yapılabilr
ki..... Tren bu çığlıkdan sonra hareket etti.
Bugün pazar akşamıydı ve biz bozkırın kalbinde idik...