Yazarlar - Şairler
06 Kultur Sanat Diger Bolumler

|Yazarlar - Şairler| |Kitap Tanıtımları|
Sizden Gelenler

KARTALIN GÖZLERİ

Rüzgarın sesiyle uyanabilmek için pencerenin kenarına oturmuştum..saatler süren tren yolculuğuna ancak bu kadar güçlü bir sesle dayanılabilir....akşamın karanlığında yol alan kocaman gövdeli trenin gölgesi kendisinden daha süratli akıp gidiyordu...oysa gölge ışık oyunları için bütün büyüteçlerden geçirilmiştim artık büyütülecek yerim kalmamıştı......

Büyümeye başlarken bile ilk alışkanlığım olan ayakkabılarımı her rahatladığım yerde çıkartma huyumu bırakmalıydım oysa başıma kötü işler açacak olan bu kötü kokulu alışkanlığın yanında hemen uykuya dalıp da gitmem de var... ama derinlerde bir yerde kaçıp anne karnına dönmek isteyişimin sebebiymiş bu...

Psikiyatristim uykumun her yerde hem de en olmayacak zamanlarda gelivermesini buna bağlar...

Ben yedi nokta dörtte bile daha sonra yatıp uyumuş bir insanım. oysa ki ne kadar söyledim o gece "hadi be sabahım gel artık"diye ...uyumuşum... Korkunç bir gürültü ile uyandım aklıma bir tren kazası geliverdi ki yok, sorun arka vagonlardaymış iyide bunun için uykum niye bölünsün ?birden gözüme karşımda oturan baş örtülü kadının kucağındaki çocuk ilişiverdi zayıf gülümseyen ama yorgun bir yüzle annesinin onu sallayarak uyutma çabalarına direnerek çipil çipil bakıyordu.Çocukluğumuzda en berbat zamanlar zorla uyutulmaya çalışıldığımız zamanlardır bir de anamın beni banyoya soktuğu pazar akşamları brrr.Ateş gibi suyla keselene keselene kızarmış tavuğa döndüğüm akşamlar .Nefret pazar akşamı... Bir de kazara gittiğin kasaba kuaförü "ayyy bu kızda bit mi var?" deyip kafadaki kepeği bit sanacak kadar salaksa yandın ! anam saçlarımı kestirdi. Ayrıca kürkü ile gittiği taşra kuaföründe karizmayı harcadık diye bir hafta ''kiver ''denilen bit şampuanına mahkum olduk...

Şimdi bu zayıf cılız çocuk da malum pazar akşamlarının sevimsizliği ile karşı karşıya .Bu işin kıyamete kadar sonu gelmeyecek .Ya sanırım bu Macbeth' den araklanan bir cümle !Neyse yerine oturdu... bu arada yavaş yavaş trenin camlarındaki buğuları temizleyip ,kör karanlıkda neler olduğuna bakmaya çalışıyoruz pek bişi yok gibi ......DDY 'ye güveniyoruz.Ayranımı çıkartıp içmeye koyuldum. yanımda otura genç kız yavaş yavaş ojeli parmaklarıyla bir kitabın sayfalarını çevirmeye başladı.O kadar içten dalmıştı ki o kitabı oukuduğuna inanmadım .Bir insan bu kadar dikkatli olamaz .Gözleri arada bir kırpılır , kayar,uykusu gelir .

Bozkırın kalbindeyim....

Hem de tam orta yerindeyim, kimim kimsem olmadan bir boşluğun ortasında siyah bir kutunun içersinden bakıyorum .Benim soğuk rüzgarlarla aramda sadece şu camlar var .Onlar olmazsa ,ortadan kalkarlarsa ,bu soğuk boşlukta bütün yüzüm kesilir .Birden bire bir yokoluş duygusu ile baktım karanlığa .Dağların geride kaldığı dümdüz ovanın içine hapsettiği ufak bir toprak yüzeyde kayıp giden bir araca binmek kimin aklına hizmettir? Bu kadar sonsuz ve gerilimli bir karanlıkda sadece aklıma gelen yüzlerin sıcaklığıyla avunmaya çalışıyorum. Sırayla geçiyorlar da bir türlü oturup dinlenmiyorlar. Hayaletler uzun süre kalamazlar.

Hele bozkır da hiç görünmezler... burada her şey gerçeküstü gerçek... Ben ve şu kızcağız ya da şu baş örtülü kadının kocası böyle bir anda ne düşünebiliriz ki ? Kirli camlar da hayal mi kurarız, memleketi mi düşünürüz?maaşımızı mı hesaplarız? ama hiç birimiz hayaletlere inanmıyoruz onlar olsa yalnızlıkdan kurtulacağız ama gerçekte yoklar gelmiyorlar gerçek onları istemiyor... Bugün pazardı karakanatlı ruhum, şişen ayaklarımızla, sisli bir akşamda içimizi delen soğukda ulaşacağımız her menzil bize ne kadar uzaksa o kadar yaklaşıyor .Tuhaf ....Bir yerden uzaklaşırken bir başka yere yaklaşmanın hesabını yapmıyor muyum? İstanbul'dan uzaklaşalı sekiz saat oldu .Akşehir 'e beş saat yaklaşmışım demek ki.

İyi de bu yaşlı kadının da tuvaletden çıkmasını beklemek ölüm yahu ! karnım daki şişlikle felsefe yapıyorum ama benim boyutumda bir insan ancak beş saat tutabilir!ee beş saat doldu ..Yok dışarıda çıkamam ..En sonunda annesinin kucağında yatırılmaya zorlanan çocuk öyle bir çığlık atarak ağlamaya başladı ki anında kaldırıp nefesini düzeltmek zorunda kaldılar. En radikal çözümü bizim küçük bulmuştu bile, zorla ne yapılabilr ki..... Tren bu çığlıkdan sonra hareket etti.

Bugün pazar akşamıydı ve biz bozkırın kalbinde idik...

 


ana menu | e-mail | arama | site haritasi | yardim

ADA-NET

Internet Servisleri

G-TASARIM

Web Tasarımı