|
Akşam Pazarı
Gidişlerde insanlar, gelişlerde.
İstiridye kapanıyor birazdan kendi içine.
Bir şarkı gibi başlıyor; bir öyle bir böyle… buradaki
biz değiliz, diyecek
O, ne de olsa bir şarkı gibi işte,
O da bitecek,
Güneş saklanınca;
Evine bir file ile dönecek elinde, aslında hayatı
da o filenin içinde,
O bunu hiç bilmeyecek bilse yüklem gidecek, cümle
düşecek yani.
Bekleyecek, karanlık fren lambalarıyla delinecek,
plakası kadar gidecek, gidecek duracak.
Koltuğuna oturacak, yemek yiyecek ve o an bile bilmeyecek,
bilse kötü olacak ya; yüklem falan, korkutur hep O
nu.
"bilmemek ve tv izlemek" diyecek, neydi ki bu telaşlı
gelmeler?
yalnızdan kaçmalar; karbüratörde de bir terslik var,
bahara satmalı şunu, usunda rakamlamak lazım tabii,
diycek.
Cep telefonu ve bir çocuk bir yukarı bir aşağıya geçiyor,
arabalar hiç durmuyor nereye?
Nereyeyse nereye ;
O bilmeyecek hem böylesi daha iyi, tıpkı ilkokuldan
akşam vakti dönerken ne ise o olmak, İstediği; bilmemek.
Sokak lambalarını kimler yakar?
Ya şu kırmızı, sarı, yeşiller?orman bakanının oğlu
sınıf arkadaşıydı,
O da onu, yani ormana bakanın oğlu sanardı, bilmezdi
neden bu ilgi; hem çantası da epey ağırdı, bilmesin
di, bilmek daha mı iyiydi,
O nun büyümesi gerekirdi, büyüttüler de
Sonunda, usuna sordu; "nasıl büyüdüm" diye, usu bilemedi,
hem böylesi daha iyiydi, bilse yüklem uçacak, cümle
düşecekti,
Sevmişti sevilmişti üç beş, bu da yeterdi adam olana.
Şükretti yaratana; bildiklerine
Akşam vakti beleş bir öyküde.
Papyon Tayfun Türkkan
|