|

AĞIR ROMAN
Metin KAÇAN
Kitabımız, Türk yazınında farklı bir yeri olan,
özgün, belki de türünün tek örneği bir İstanbul
romanı, kentin bilinen bölgelerinin değil, Anadolu'dan
göç etmişlerin, Ermenilerin, Rumların, Çingenelerin
yaşadığı Dolapdere'nin öykülerinin anlatıldığı "Ağır
Roman"...
1990 yılının Nisan ayında yayımlandığında çeşitli
tepkiler alan yapıtı okurken öncelikle bir dil sorunu
çıkıyor karşımıza. Kitabın adından başlıyor bu sorun.
"Ağır Roman" zorlu, okunması güç bir roman anlamında
değil, çingene havasının ağır bastığı müzik türü
olarak kullanılıyor. Böyle olunca da baştan sona
argo sözcüklerle yazılmış olan kitabı anlamak biraz
çaba istiyor ancak çok kısa bir süre içinde de büyük
bir keyif, büyük bir ilgiyle okunuyor.
Metin Kaçan'ın ilk kitabı olan "Ağır Roman", Anadolu'dan
göç eden bir ailenin öyküsünü anlatıyor. Arka planda
ise kabadayılar, eşcinseller, travestiler, hayat
kadınları gibi birçok kişilik, kendi aralarında
yaratmış oldukları bir ekinin yasalarıyla kanundışı
bir yaşam sürdürüyor. Yazarın kendisi de böyle bir
ortamda yetişmiş olduğu için söz konusu kişilikleri
tanıtırken hiç zorluk çekmiyor. Bu da anlatımdaki
doğallığı destekleyici bir unsur oluyor.
Yazar kitabın dili konusunda şunları söylemiş:
"Argoya katkım sadece gündeme getirmek oldu. Bu
sayede argo kendini tekrar yenilemiş oldu. Bugün
argo sokakta ve dilde yaşamakta. Yazılı kültürde
ise çocukluk döneminde, emekleyerek büyümekte. 'Ağır
Roman' da argo kullandım çünkü argo şiddetin değil
şefkatin ve masumiyetin dilidir."
Bu görüşüne, argonun kitabında anlattığı alt kültürlerin
dili olarak kaldığı sürece katılabileceğimiz Metin
Kaçan'ın yapıtı birçok kişinin ilgisini çekecektir
düşüncesindeyiz.
Yazan: Ziya
Celayiroğlu
|